1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>


1991

PDF Yazdır E-posta

1 Ocak 1991
Lüksemburg Konsey dönemsel başkanlığını devir aldı.

17 Ocak 1991

Körfez savaşı başladı.

18 Mart 1991

Managua ’da (Nikaragua) Topluluk ile Orta Amerika, Panama, Kolombiya ve Venezüala ‘nın katılmasıyla politik ve ekonomik işbirliği konulu bir konferans yapıldı.

4 Şubat 1991

Hükümetlerarası Konferans çerçevesinde ortak güvenlik politikası konusunda “Dumas-Genscher önerileri”diye anılan bir Alman-Fransız teklifi sunuldu. Bu öneride, ortak bir Avrupa Savunması ve Batı Avrupa Birliği ile organik bağ yaratılması düşüncesi geliştirilmekteydi.

29 Mart 1991

Schengen Antlaşmasını imzalayan devletler ve Polonya, 8 Nisan 1991 tarihinden itibaren vizelerin karşılıklı olarak kaldırılmasını kararlaştırdılar.

8 Nisan 1991

Lüksemburg’da gayri resmi olarak toplanan Konsey, Ortadoğu ve Körfez krizini görüştü. Kürt ve diğer göçmenler için insani yardım kararı aldı.

14 Nisan 1991

Avrupa Kalkınma ve Gelişme Bankasının (AKGB=BERD) açılışı Londra’da (İngiltere) yapıldı.

4 Haziran 1991

Sağlık bakanları Konsey bünyesinde yaptıkları bir toplantıda AİDS tehlikesine karşı bir eylem projesini kabul ettiler.

23 Haziran 1991

Mesut Yılmaz başkanlığında kurulan hükümet programı açıklandı. Programda AT ile ilişkiler ve izlenecek politika şöyle tanımlanmaktaydı:

“Avrupa Topluluğu’na 1987 yılında tam üyelik müracaatında bulunduk. Müracaatımız üzerine AT komisyonu tarafından rapor ve işbirliği önerilerinde de vurgulandığı üzere, ilk aşamadaki hedefimiz, Türkiye’yi tam üyeliğe götürecek yeni bir yakınlaşma ve işbirliği süreci başlatmak ve aramızdaki entegrasyon unsurlarını çoğaltmaktır. Temel hak ve özgürlüklere saygı, çoğulcu demokrasi, serbest seçimler ve pazar ekonomisinin Türkiye ile AT ülkeleri arasında ortak paydayı oluşturduğu inancındayız. Türkiye-AT ilişkilerinin yeniden güçlü ve dinamik bir yapıya kavuşturulması için Avrupalı ortaklarımızın mevcut bazı pürüzleri tarihi sorumluluk anlayışıyla bertaraf edecek tedbirleri vakit geçirmeden almalarını temenni ediyoruz.

Paris Yasası ile çerçevesi çizilen yeni Avrupa’nın inşaasında, kısa bir süre önce kurulmuş olan AGİK kurumlarının başarılı bir biçimde işlev görmesi ve olgunluğa erişmesi büyük önem taşımaktadır.

Türkiye, NATO ittifakı içinde, başta güvenlik olmak üzere tüm konularda aktif ve müessir bir rol oynamayı sürdürecektir. Avrupa’nın güvenlik ve savunma boyutunun ortaya çıkarılmasında önemli bir rol oynamaya aday olan Batı Avrupa Birliği ile ilişkilerimizi üyelik hedefimiz doğrultusunda ve NATO ile uyum içinde geliştirmeye kararlıyız.”

25 Haziran 1991

İspanya ve Portekiz Schengen Antlaşmasına katıldılar.

28-29 Haziran 1991

Lüksemburg’da Konsey toplantısı yapıldı. Toplantıda Politik Birlik ile Ekonomik ve Parasal Birlik konulu konferans çalışmalarının izlenmesi ve Başkanlık tarafından bu konudaki bir paralel antlaşma taslağının ele alınmasına karar verildi.

1 Temmuz 1991

Hollanda dönem başkanlığını üstlendi.
İsveç AT’ye adaylık başvurusunda bulundu.

22 Ağustos 1991

Rusya’da başarısız bir hükümet darbesi oldu.

1 Eylül 1991

IV. Lomé Sözleşmesi yürürlüğe girdi.

7 Eylül 1991

La Haye ’de (Hollanda) Yugoslavya barış konferansı yapıldı.

TÜRKİYE-TOLULUK ORTAKLIK TOPLANTILARI YENİDEN BAŞLIYOR

30 Eylül 1991

1986 yılından bu yana toplantılarına ara veren, Türkiye -AT Ortaklık Konseyi ilk kez toplandı. Konsey’in bu 32’nci toplantısında ortaklık organlarının işletilmesi ve ortaklık komitesinin toplanması kararlaştırıldı.

5 Ekim 1991

Alman-Fransız tercihine karşı, İngiltere ve İtalya, Avrupa Savunma Kimliği ve onun NATO ile “uyuşurluğu” üzerine ortak bir bildiri yayımladılar.

14 Ekim 1991

Mitterant ve Kohl, Avrupa Topluluğu Konsey Başkanlığına ortak bir mektup kaleme alarak, güvenlik ve savunma konusunda yeni bir tartışmanın canlandırılmasını istediler.

21 Ekim 1991

Konsey Avrupa Ekonomik Alanı kuran bir anlaşma yapılmasını öngördü.

7-8 Kasım 1991

Roma Atlantik Konseyi’nde, Avrupalılar, kendi Avrupa Savunma Kimliği projelerine Amerikalıların onayını aldılar. Görüşmelerin ana temasını, NATO’ya özellikle Doğu Avrupa’da bırakılan “politik” rol oluşturuyordu.

19-21 Kasım 1991
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Paris’te (Fransa) 34 üye ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla bir konferans düzenlendi. Konferans sonunda Paris Şartı kabul ve imza edildi.

21 Kasım 1991

Yedinci Demirel Hükümetinin açıklanan programında Avrupa ile ilgili değerlendirme ve izlenecek politikalar şu sözlerle ifade ediliyordu:

“Günümüz dünyasının, özellikle 80’li yılların ikinci yarısından bu yana, barışa yönelik demokratikleşme ve işbirliği doğrultularında hızlanan evrimi, 20. yüzyılın son on yılına girilirken büyük çaplı ve çok yönlü, köklü değişiklerle yeni bir ivme kazanmış bulunmaktadır. Avrupa’da bloklararası rekabet son bulmuş; soğuk savaş yerini,bir yandan büyük umutlar vaadeden, diğer yandan çeşitli risklerin aşılmasını gerektiren bir değişim, dönüşüm ve yeniden yapılanma süreçleri bütününe terk etmiştir. Atlantik’ten Urallar’a yayılan alanda yeni dengeler oluşmakta, bu oluşum dünyanın diğer kıtalarında da sorunların barışçı yollardan çözümüne ve toplumların demokratikleşmesine güç vermektedir.

Avrupa’yı demokratik ve totaliter iki kampa ayıran çizgi ortadan kalkmış, insan haklarına, hukukun üstünlüğüne, bireyin yaratma ve girişim gücüne öncelik tanıyan değerlere dayalı kıtasal bir güvenlik ve işbirliği düzeni kurulması Avrupa Halklarının ortak ülküsü niteliğini kazanmıştır. Bu ortak ülkünün gerçekleşmesi, demokrasiye dönüşüm yolundaki ülkelerin istikrarlı bir ekonomik kalkınmayı hızla sağlayabilmelerine ve değişim dönemlerine özgü sağlıksız eğilim ve sapmaların önlenmesine bağlıdır. Bu sağlıksız eğilimler arasında ırkçılık, mezhepçilik, etnik rekabet ve çatışmalar, yabancı düşmanlığı ve dinsel hoşgörsüzlük başlıcalarını teşkil etmektedir.

İçinde bulunduğumuz dönemde, Avrupa-Atlantik kuşağındaki tüm ülkelerin hükümetleri, bu sağlıksız eğilim ve sapmaların elbirliği ile üstesinden gelmek ve 21. yüzyılın insanlığa vaadettiklerini gerçekleştirmek için bilinçli ve tutarlı bir ortak hareket platformunda buluşmak sorumluluğunu taşımaktadır. Hükümetimiz büyük Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” prensibinin çağdaş dünyayı müjdeleyen çağrısı ışığında, bu sorumluluğun gereklerini yerine getirecek bir dış politikanın sahibi ve uygulayıcısı olacaktır.

Avrupa’da oluşan güvenlik ve işbirliği ortamını belirleyen ilke ve davranış normlarının Balkanlar’a, Akdeniz’e, Karadeniz Havzası’na, Orta Doğu’ya, Batı ve Orta Asya’ya yaygınlaştırılmasında, Türkiye’nin coğrafi konumundan ve tarihsel deneyim birikiminden herkes yararlanmalıdır.
...
Türkiye’nin, Avrupa bütünleşme hareketi içerisindeki konumunun güçlendirilemesi ve Avrupa Topluluğu ile ilişkilerimizin tam üyeliğe yönelik bir işbirliği kapsamında geliştirilmesi Hükümetimizin ana hedefleri arasındadır. Yeni Avrupa’nın örgütlenmesinin ve Avrupa’nın her alandaki kurumlaşmasının, Türkiye’nin payı ve katkısı olmaksızın doğal boyutlarına ulaşamayacağı kuşkusuzdur. Hükümetimiz, Avrupa toplumları ile Türk toplumunu birleştiren tarihsel, siyasi, ekonomik, moral ve kültürel ortak parçaları arttırmak ve güçlendirmek suretiyle bu yolda tarihi bir mesafe almaya kararlıdır. Siyasi birlik ve ekonomik ve parasal birlik yönünde yeni aşamalara ulaşmakta bulunan bir Avrupa’da Türkiye’nin de hak ettiği yeri alması ısrarla izleyeceğimiz ulusal bir hedef olacaktır. İngiltere, Fransa ve geçen yıl birleşerek yeni Avrupa’nın, inşaasında kilit bir rol üstlenmiş bulunan Federal Almanya ile güçlü işbirliği bağlarının yeniden ve daha kapsamlı bir çerçevede canlandırılıp sürdürülmesine büyük önem vereceğiz.

NATO’nun değişen Avrupa Güvenlik mimarisinin temel öğesi olarak yeni Avrupa-Atlantik denklemlerine uyum sağlama çabalarını memnunlukla karşılıyor ve destekliyoruz. NATO’nun Avrupa Topluluğu ve oluşum halindeki Avrupa Güvenlik ve Savunma kimliği ile birlikte, AGİK sürecinin yaratmak istediği yeni kıtasal barış ve güvenlik ortamına en büyük katkıyı sağlayabilecek bir ittifak topluluğu olduğu kanısındayız. Bu çerçevede NATO’nun, Merkezi ve Doğu Avrupa ülkeleriyle ilişkilerinin yeni ve daha ileri düzeye yükseltilmesi çabalarını da olumlu bir girişim sayıyoruz.”

22 Kasım 1991

Macaristan, Polonya ve Çekoslovakya ile ortaklık anlamaları için görüşmeler başladı.

6 Aralık 1991

Türkiye - AT Ortaklık Komitesi 1986'dan sonra ilk kez toplandı. Toplantıda mevcut ticari sorunlara teknik düzeyde çözümler araştırıldı.

9-10 Aralık 1991

Maastricht (Hollanda) Konsey Toplantısı yapıldı. Üye devletler, Avrupa Birliği (AB) Antlaşması projesini onayladılar.

16 Aralık 1991

Polonya, Macaristan ve Çekoslovakya Topluluk ile Brüksel’de ortaklık anlaşmaları imzaladılar. Aynı gün On ikiler Doğu Avrupa’daki ve eski Sovyetler Birliği’ndeki yeni devletleri tanımanın koşullarını belirleyen bir bildirgeyi kabul ettiler.

23 Aralık 1991

Federal Almanya, aynı anda Slovakya ve Hırvatistan’ı tanıdı. Federal Almanya’nın bu uygulaması, On ikilerin 16 Aralık Bildirgesindeki belirlenen ilkeleri yaşama geçirmekteki yetersizliğini gözler önüne sermiş oldu.
Bu içerik 589 kere okunmuştur
 

Üye Alanı



Anketler

Türkiye Avrupa Birliği'ne Tam Üye olur mu ?

 

 

 


  Neticeler

E-Mail Bülteni