1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>


Faruk Loğoğlu: 'Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye ve NATO'

PDF Yazdır E-posta

Faruk Loğoğlu*

NATO, sert, yumuşak ve akıl gücü yelpazesiyle barış, güvenlik ve istikrarın sağlanması açısından büyük bir potansiyele sahip. Türkiye, uzlaşmazlıkların boy gösterdiği bölgelerle çevrili ve bu nedenle de bir dizi risk ve tehditlere maruz kalmakta. Bu yüzden de NATO Türkiye için önemli ve Türkiye ise, kendisine doğu ve batı arasında bir köprü rolü sağlayan özgün nitelikleri nedeniyle NATO için elzem bir ülke.

NATO bugün küresel sorumlulukları olan bir organizyon misali daha geniş bir cografyada varlığını gösteriyor. Askeri misyonunun yanısıra, siyasi alandaki etkinlikleri de artmakta. Ancak NATO, yeni dünya düzenindeki görev ve rolünü henüz netleştirmiş değil. NATO’nun yeni Stratejik Konsepti çerçevesinde, gittikçe çalkantısı artan ve hızla değişen yeni güvenlik ortamında organizasyonun hedeflerinin ve önceliklerinin belirlendiği yeni bir vizyon yaratıldı. Ancak, bu yeni Konseptin artan zorluklar karşısında nasıl somut uygulamalara dönüştürülebileceği hala merak konusu.

Türkiye’nin NATO ile ilişkilerinde hayalkırıklığına uğradığı dönemler oldu.

Her ne kadar Türkiye NATO’ya diğer üye ülkelerin de yaptıgı gibi (ve belki de fazlasıyla) katkıda bulunuyorsa da, NATO müttefiklerinin Türkiye’ye karşı olan tutum ve algısı bunu yansıtmamaktadır.

Diğer taraftan, Türkiye halkının NATO’ya bakış açısı da pek olumlu değil. AB konusunda da hayal kırıklığı yaşayan Türkler ülkelerinin NATO üyeliğinin de getirisiden çok götürüsü olduğu düşüncesine gittikçe daha fazla kapılıyorlar.

Türkiye’nin NATO-AB denklemindeki yeri de sorunlu. Batı’daki yaygın perspektif Türkiye’nin Kıbrıs konusu nedeniyle NATO ile AB işbirliğini olumsuz etkilediği yönünde. Halbuki, bazı AB üyelerinin Türkiye ile ilgili sağlıksız saplantıları nedeniyle AB’nin NATO ile oldukça ihtiyaç duyulan mevcut stratejik ortaklığı bütünüyle zayıflamakta.

CHP, Türkiye’nin NATO üyeliğine bağlılık gösteriyor ve İttifak ile devamlı bir ilişkiyi destekliyor.

CHP, aynı zamanda, İttifak’ın amaçlarına ulaşma çabalarında diplomatik prosedür ve müzakerelerin her zaman askeri güç kullanımına tercih edilmesi gerektiği görüşünü savunuyor. Ayrıca CHP, her ne kadar NATO’nun sağlam bir savunma tutumu sergilemesi gerektiği anlayışına katılıyor olsa da, nükleer silahsızlanmanın çok aktif bir şekilde üzerinde durulması gereken bir amaç olduğu inancını taşıyor.

CHP’nin parti programı ve seçim manifestolarında da açıkca belirtildiği gibi Türkiye, gerek NATO’yu bir bütün olarak gerek NATO’nun üye ülkelerini, İttifak’ın teröre maruz kalan üyelerine bu mücadelerinde destek çıkmayla sorumlu tutmaktadır. Ancak Türkiye, karşılaştığı terör sorununda NATO müttefiklerinin mücadele için biraraya gelmesi hususunda hala hayal kırıklığı yaşıyor.

CHP’nin NATO’ya yönelik politika ve bakış açısı son dönemlerde yaşanan iki gelişmeye bakıldığında daha iyi anlaşılacaktır. Bunlardan ilki Libya ile ilgili: Hükümet, NATO’nun Libya’ya müdahale etmesinin öngörüldüğü tasarıyı Meclis’e sunduğunda CHP kabul oyu verdi.

Ancak bu ‘evet’ oyunu verirken Türkiye’nin Libya’daki rolünün, Libya halkına insani yardımın ulaştırılmasını sağlamak adına deniz ablukasına destek verip Libya rejimine silah ve cephane gönderimini engellemeye yönelik olduğu düşüncesindeydik.

CHP, NATO’nun müdahale konusunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin tanımladığı kurallara kesinkikle uyması ve kendi belgelerinde de bu konuya ilişkin ilkelerin net olması gerektiği inancında.

CHP’nin NATO’ya yönelik tutumunu betimleyen diğer bir güncel gelişme de NATO füze kalkanı konusu oldu. CHP, Türkiye’nin olası füze saldırılarından korunmak için kendi savunma kapasitesine sahip olması gerektiği görüşünde. Ancak bu kapasite geliştirilene kadar Türkiye’nin NATO füze savunma kalkanına onay vermesinin doğru karar olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de iktidardaki AKP ve ana muhalefet partisi CHP arasında bu konuya ilişkin gündeme gelen tartışma sözkonusu savunma sisteminin Türkiye için iyi olup olmadığı yönünde değildi: sorun AKP Hükümeti’nin yanıltmasıydı. AKP bir taraftan yurtiçinde siyasi çıkar sağlamak ve bölgesel liderlik amaçları doğrultusunda bir platform yaratmak için İsrail’e sert yaklaşımlarda bulunurken diğer taraftan da ABD Hükümetinin sözkonusu savunma sisteminin gerektiğinde İsrail’e yardımcı olmak için de kullanabileceği yönündeki açıklamasıyla ilgili gerçekleri dile getirmiyor.

CHP gelecekte, NATO’yu üye olmayan ülkelerin ihtiyaçlarına karşı daha duyarlı olup bu ülkelerle ilişkileri daha iyi kılmak adına farklı programları desteklemesi yönünde teşvik edecek.

Diğer taraftan, CHP, NATO’yu üye ülkelerine eşit yararlar sunan bir İttifak olarak görmek istiyor. CHP ayrıca NATO’nun gelecekteki tüm müdahalelerinin tamamıyla uluslararası hukuka uygun ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yetkisine dayalı olması gerektiğine inanıyor. CHP’nin NATO’yu destekleyen görüşleri, Türkiye’nin Avro-Atlantik ailesinin bir ferdi olduğu görüşüne dayanmaktadır. NATO, uluslararası barış, güvenlik ve istikrarın sağlanması adına güçlü ve dinamik kalmalıdır.

*Faruk Loğoğlu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısıdır. Bu makalenin orijinal hali Turkish Policy Quarterly'nin Sonbahar 2011 sayısında yayımlanmıştır. Daha fazla bilgi için lütfen www.turkishpolicy.com adresini ziyaret ediniz. Tercüme: Burcu Gündoğan ve Pelin Gönül Şahin.

27.12.2011Bu içerik 222 kere okunmuştur
 

Üye Alanı



Anketler

Türkiye Avrupa Birliği'ne Tam Üye olur mu ?

 

 

 


  Neticeler

E-Mail Bülteni