BOSTJAN ZAGORAC RÖPORTAJI
Merve Seren'in artan avrupa şüpheciliği üzerine Slovenya Eyalet Milletvekili Bostjan Zagorac ile yaptığı röportaj.
M.SEREN: Bildiğimiz üzere Slovenya Avrupa Birliğine üye olan en son 10 ülkeye içinde en iyi büyümeyi sağladı. Bu başarının ardındaki sır nedir? Katılım öncesi süreçte var olan ekonomik destek diyebilir miyiz?
B.ZAGORAC: Bu bizim partideki sırrımızdır...(gülerek) Hayır, Slovenya’yı diğer ülkelerden farklı kılan ekonomik potansiyelidir. AB’ye girmeden önce, eski Yugoslav ülkelerinde en iyi ekonomiye sahip olan Slovenya idi. Aynı zamanda Avusturya, Almanya, Fransa’da iyi bir pazarımız vardı. Biz Yugoslavya’nın dağılışından beri AB’yle iyi ekonomik ilişkiler içindeyiz bu da 10 yeni üye arasında en başarılı gelişmeyi sağlamamızın nedenidir. Slovenya hükümeti ile AB arasındaki yasal prosedür ise altı çizilmesi gereken bir unsurdur. Biz hiçbir şey için istekte bulunmadık. Sadece bize söylenenleri yerine getirdik. Bu hususta,’’Yasamanın rolü nedir ya da yasama ne demektir?’’ sorusu sorulmalıdır. AB, bize ne yapmamız gerektiğini söyledi. Biz bir an için olsun hükümete dahi sormadık. Şu anda sadece hükümetten bahsediyorum. Hükümet insanlara fikriniz nedir diye sormadı. Onlar sadece AB ne diyorsa onu yaptılar.
M.SEREN: O zaman hükümetin şeffaf politikası, AB üyesi olmanın mücadelesi konusunda insanları yeterince bilgilendirmedi mi demek istiyorsunuz? Bu durumda; hükümetin mülkiyet hakları, işgücünün serbest dolaşım, Euro gibi konularda yorumu ne idi?
B.ZAGORAC: Kamuoyundan konuştuğumuz zaman, insanlar hakkında konuşuyoruz buda seçmen demektir. Buna göre Slovenya’nın AB’ye üye olmadan önce ve olduktan sonra konumu hakkında konuşmamız gerekir. Kamuoyuna göre AB’ye üye olduktan sonra ekonomide her şey değişti. Ürün alımları daha da zorlaştı. Bana göre ise hiçbir şey değişmedi. Şimdi tartışılan konu AB’ye üye olan Slovenya ile Euro birimine geçen Slovenya arasında yaşanacak olan farklılıktır. Kendini gösteren ilk fark ise insanlar arasındadır. İnsanlara sorduğunuzda, “her şey çok pahalı hale geldi’’ diyenler olabilecekken bana göre hiçbir şey değişmedi. Ben yine aynı çalışanım, gelirim aynı, her şey bana göre aynı, hiçbir farklılık yok. Alışverişe gidiyorum, satın alıyorum. Ama aslında, önceki yıllara oranla yüzde 1,5 daha fazla ödüyorum. Referandumda; insanlara sorduk ‘’AB’ye üye olmamızı istiyor musunuz?’’ 3 yıl önce sonuç yüzde 87 idi. Bu soruyu şimdi yönelttiğimizde ise inanması gerçekten güç ama oran yüzde 51–49. İşte bana sorarsanız aradaki en önemli fark bu.
M.SEREN: Her şeye rağmen, AB’ye üyeliğin sizce avantajları nelerdir? Örneğin, Yugoslavya’nın dağılmasının ardından güvenli siyaset politikası ile AB’nin oybirliğini korumadaki etkinliği?
B.ZAGORAC: Şimdi, biz bir yıldır tam üyeyiz. Bu 1 yıl içinde gerçekten avantajları göremeyebilirsiniz. Gerçekte hiçbir şey değişmedi. Her şey aynı. İnsanlar aynı. Güvenlik açısından ise belki savaş, diğer ülkelerin baskısı gibi durumlarda bazı avantajlar görülebilir. Örneğin Hırvatistan’ın sınırları konusunda büyük bir tartışmamız oldu; Slovenya’nın kuzey sınırı ve Hırvatistan. Bizim Dışişleri Bakanımız bir AB üyesi olarak Brüksel’e bu olayın lehimize çözümlenmesinde yardım talebini iletti ancak Brüksel;’’Bu sizin probleminizdir, Hırvatistan ile sizin aranızdaki milli politikadır şeklinde görüş bildirdi. AB, ilk olarak bu sizin probleminizdir dediği olaylar dışında hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Yani AB üyesi olduğumuzda; AB bütçesine ödemek zorunda olduğumuz vergiler, AB’nin savaş halinde olduğu ülkelere askerimizi göndermek ve NATO konusunda hiçbir fikrim yok. Ne olursa olsun tümünü bundan sonra yapmak zorundayız. Bu durumda,güvenlik konusunda hiçbir avantaj elde ettiğimizi söyleyemeyiz,ekonomi için belki. Ancak AB üyesi olduğumuz tarihten bugüne,Slovenya ve Slovenyalılar için henüz hiçbir şey değişmedi.
M.SEREN: Slovenya’da ki ekonomik gelişmeyi dikkate aldığımızda, AB üyesi ülkeler temel olarak hangi alanlara yatırım yaptılar?
B.ZAGORAC: Evet… Örnek olarak; bankalara, büyük şirketlere. Slovenya’dan diğer AB ülkelerine serbest işgücü dolaşımı için hala önümüzde yıllar var. Yani, bugün için hiçbir değişiklik yok, ama 7 yıl sonra belki değişiklik olabilir belki de hiç olmaz. Bu yıl içinde bazı insanlar için değişim yaşandı. Bilemiyorum… Fabrika sahipleri eskisinden daha iyi pozisyondalar, bankalar daha iyi durumda ama çalışanlar ve diğerleri hala aynı durumdalar.
M.SEREN: AB üyesi ülkeler arasında işsizlik oranları hatırı sayılır bir biçimde artmakta. Slovenya için durum nedir?
B.ZAGORAC: Elbette. Ekonomileri gittikçe kötüleşmekte; işsizlik her yeni üye ile daha da artmakta. Yine de iş gücünün serbest olmasına önderlik etmiyorlar. Nedeni ise her yeni üye ülkenin işgücünün gitmek istediği ülkeler Almanya, Fransa ve İngiltere. Onların kendileri için çalışacak işgücüne sahip değiller. Hiç gördünüz mü bir Alman, Fransız ya da İngiliz’in kendi ülkesini bırakıp Slovenya’ya çalışmaya geldiğini. Ama burada bunu yapıyorlar. Biz AB ye girmeden önce partimiz hükümeti yönetmekteydi şimdi tam ters konumdayız. Ben her zaman eleştiren oldum.
M.SEREN: Türkiye, AB tam üyeliği için gereklilikleri yerine getirmeye teşebbüs etti. Bu durum 8 Kasım’da; Türkiye’nin düzenli raporunda beyan edilecek.Size göre en çok eleştirilmesi gereken olgu ne olacaktır?
B.ZAGORAC: İnsanlar mantıklı olarak AB’ye üye olmadan önce ve üye olduktan sonra ne gibi farklılıklar yaşayacaklarını bilemezler. Onlar politikacılara inanırlar. Biz AB üyeliği ile her şey çok daha farklı olacak dedik, herkes iş sahibi olacak, herkes ay sonu geldiğinde en yüksek ücreti alacak dedik. İnsanlar bu olasılıklara inandılar. Yani biz AB’ye bu şekilde girdik. Ama insanlar şimdi görüyorlar ki biz AB üyesiyiz ancak değişen çok bir şey yok.
M.SEREN: AB’ye üyeliğin gerektirdiklerine rağmen Türkiye şu anda iyi bir konumda, bir şekilde değiştirilemez olgular var mesela Müslüman bir ülke olmak gibi, nüfus fazlalığı, söz edilen Ermeni soykırımı, Kıbrıs problemi. Zaman zaman vurgulanmakta ‘’özel ortaklık’’. Size göre Türkiye’nin üyeliği ne gibi sorumluluklar yüklemektedir?
B.ZAGORAC: Buna inanıyorum. Evet, bazı günler. Azerbaycan day’dım; onlarında AB’ye üye olma ya da olmama olasılıkları var. Orada onlara Türkiye’nin açıkca üye olması gerektiğini söyledim. Şu anda tam olarak bilmiyorum. Kıbrıs! Kıbrıs en büyük sorun. Sizin ekonomik problemleriniz yok. Yaşadıklarınız, AB üyesi ülkelerin yaşadığı ekonomik problemlerden farksız. Sizin yaşadığınız problemleri bizde ve diğer AB üyesi ülkelerde yaşıyor. Ve Türkiye’nin büyük bir turizm potansiyeli var. Turizm, ekonomik gelişme için çok büyük bir şans. Açıkçası AB’ye üyelik için Kıbrıs sorunundan başka bir sorun göremiyorum. Ama sizde biliyorsunuz ki Güney Kıbrıs hiçbir zaman Türkiye için oy kullanmayacak ne yazık ki onlar istediklerini elde ettiler. Eklemek gerekirse yukarıda belirttiğim her şey kendi düşüncelerimdir, ne hükümetin ne de partinin. AB’nin maksimum 10–15 yıl içinde, daha fazla değil sona ereceğini düşünüyorum. Sonra her şey kendi yolunda devam edecektir. Şimdi,50 yıl sonra sona ereceğine dair oluşmuş bir koalisyon var. AB şimdi 50–54 yaşında ve tahminen 10 yıl ömrü kaldı.
M.SEREN: O zaman siz çok Avrupa-şüphecisisiniz..?
B.ZAGORAC: Evet, kesinlikle. Şimdi, Slovenya AB üyesi.1–2 yıl içinde Hırvatistan’da üye olacak. Bulgaristan, Bosna, Sırbistan, Karadağ’da üye olacak ve o zaman birbirimizden hiçbir farkımız olamayacak. Biz yine aynı insanlarla konuşmaya başlayacağız. Bu bir doğa. Ben Fransa’dan bir kişi ile konuşamam. Ama Hırvatistan biri ile rahatlıkla konuşabilirim. Biz zaten bir arada yaşadık, bir düşünün birçok ülke bir birim altında. Her an yeni üyeler, yeni girişler. Çok fazla ülke olacak. Birliği yönetmek çok zor olacak, imkansız.
M.SEREN: Demek istiyorsunuz ki; ekonomik birlik sağlanmış olsa da, politik birlik tanınmayacak. Eğer bu Anayasa imzalanmış olsa idi, politik birliğin sağlandığına dair en önemli kanıt olacaktı, ama olmadı…
B.ZAGORAC: Eğer her ülke dürüst davranırsa, Anayasa hiçbir zaman imzalanmayacak. Hiçbir zaman… Ama politik baskılar bazı ülkelerin bunu imzalamasına yol açmakta. Gelecekte, belki tüzük imzalanabilir ama en azından 5 yıl içinde olacağını sanmıyorum.
M.SEREN: En ilginç olgulardan bir tanesi de İngiltere diye düşünüyorum?
B.ZAGORAC: İngiltere’nin böyle bir şeyi imzalaması gerçekten çok güç. Demek istediğim İngiltere , AB içinde büyük ve zor bir ülke. Onun imzalamasını sağlamak oldukça güç olacak. AB üyesi ülkeler baskı yapamazlar. AB üyesi ülkeler Euro para birimini kullanırken, İngiltere istemedi ve kullanmıyor.
M.SEREN: Saptamış olduğunuza göre, AB’nin istikrarı ve sürekliliği hakkında güveniniz düşük. O zaman Amerika, AB, Çin üçgeninde ki eşitliği nasıl yorumluyorsunuz?
B.ZAGORAC: Amerika, AB’yi biçimlendirdi ve çok etkiledi. Politikaları aynı. Çin, Japonya… Bir yaşlı adam bana; özellikle Çin ve Japonya’dan korkmamız gerektiğini söylemişti. Çünkü onlar sadece AB’ye değil, Amerika’ya ve tüm dünya’ya yayılacaklar. 2 sene önce Çin’den bir sürü ürün aldık, Slovenya’da 3 tane Çin restaurantımız vardı ve şimdi saymakla mümkün değil. En azından Lübnan’da 16 tane var. Geçen ay Belgrad’da idim ve parlamentodan bir öğrenci bana Belgrad’da 150 bin Japon yaşadığını söyledi. Bir diğeri ise; 3 ay önce, Brezilya’da idim ve Brezilya’da ki alışveriş mağazalarına gitmek istedim birkaç otantik hediye almak için ancak onlar beni Çin pazarına götürdüler. Her şey Çin’den ithal edilmişti. Bu çok şaşırtıcı.
M.SEREN: Son olarak, 2008 yılında AB’de ilk defa Başkanlığı devralacaksınız. Üzerinde çalıştığınız gündeme getirmek için belirlemiş olduğunuz bir konu var mı?
B.ZAGORAC: Evet… Bu bizim için bir ilk olacak. O yüzden bizim çok büyük bir ağırlığımız olacağına inanmıyorum. Diğerleri ne diyorsa bana göre hükümet onu uygulayacak. En güçlü olan harekete geçilecek konuyu söyleyecektir. Ülkemin bu konuda çok yaratıcı olacağına inanmıyorum
6.11.2006
Bu içerik 401 kere okunmuşturTemel Belgeler
Duyurular
- “AB Enerji Politikaları ve Türkiye’nin Uyumu” Sertifikalı Eğitim Programı Kadir Has Üniversitesi'nde
- NANCY ÜNİVERSİTESİ (CEU) 2010-2011 MASTER PROGRAMI BAŞVURU SÜRESİ 23 AĞUSTOS'A UZATILDI
- Kültürlerarası diyalog için hareketlilik
- AB Konusunda Bilgilendirme Programı
- NANCY ÜNİVERSİTESİ (CEU) AB Araştırmaları Master Programı- Başvuru Süresi 23 Ağustosa uzatıldı









