1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Röportaj

Helene Flautre: Türkiye’nin olmadığı bir Avrupa’yı hayal bile edemiyorum

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Helene Flautre,''Ben Avrupa’nın geleceğini, Türkiye’siz düşünemiyorum. Türkiye olmadan, Avrupa projesi için heyecanlanmam beklenemez. Türkiye’siz bir Avrupa, küresel anlamda, çatışmaların çözüme kavuşturulmasında, kültürel ve dini çeşitlilik içinde yaşayan bir toplum modeli oluşturma konusunda neye katkıda bulunabilir? Türkiye olmadan, yarın Avrupa’da, neyi anlatıyor olacağız? Benim Türkiye’siz bir AB düşüm olamaz. İçine Türkiye’yi koymadıkça, Avrupa’yı hayal bile edemiyorum.'' dedi.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Hélène Flautre’un Kriter’de 7 Aralık 2009 tarihinde yayınlanan söyleşisi şu şekilde:

Kriter: 10 yıldır Avrupa Parlamentosu üyesisiniz. Bu süreçte İnsan Hakları Alt Komisyonu Başkanlığı gibi bir çok önemli görevde bulundunuz. Son Parlamento seçimlerinin ardından da Türkiye-AB KPK Eşbaşkanı oldunuz. Türkiye neden ilginizi çekti?

H.Flautre: AP İnsan Hakları Alt Komisyonu’na başkanlık ettiğim süre içerisinde, her sene Türkiye’ye geldim. Bugün, KPK Eşbaşkanlığı görevi beni çok motive ediyor. Türkiye’de inanılmaz bir değişim enerjisi var. Sivil toplumda bunu hissetmek mümkün. Aynı zamanda, siyasi düzeyde de, önemli girişimlerde bulunma ve 2004 öncesinde olduğu gibi hızlanma kapasitesi var. Bu enerji, bu dönüşüm nedeniyle, Türkiye’ye her gelişimde heyecanlanıyorum. AB vatandaşlarının siyaset ile ilişkilerine bakacak olursak, büyük bir bıkkınlık içinde olduklarını söyleyebiliriz. Siyah ya da beyaz üzerine konuşuyor, sonra, aslında ikisinin de aynı kapıya çıkıp çıkmadığını sorguluyorlar. Türkiye’de ise siyasi bir mücadele var. Bir toplumun kendi kendisine sorabileceği soruları, geleceğe yönelik tercihler konusunda yapılan tartışmaları görüyorsunuz. Ben bu dinamizmi çok güçlü ve ilginç buluyorum.

Devamını oku...

Avrupalılar Türkiye'yi nasıl algılıyor?

Boğaziçi Üniversitesi'nin araştırmasına göre Avrupalılar kendisini demokratik ve ekonomik, Türkiye'yi kültürel etkenler ile değerlendiriyor. Gençlerin Türkiye algısı ise daha olumlu. Prof. Dr. Hakan Yılmaz araştırma sonuçlarını ntvmsnbc'ye değerlendirdi.

Boğaziçi Üniversitesi araştırmayı Madrid Özerk Üniversitesi, Granada Üniversitesi ve Avrupa ile Diyalog Derneği ile beraber yürüttü.

Avrupalıların artık maddiyatı aşan bir uygarlık seviyesine eriştiği ve Avrupa kültürünün temelini çokkültürlülük, çevrecilik, farklılıklara saygı gibi öğelerin oluşturduğu söylenir. Halbuki Boğaziçi Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi girişimiyle yapılan bir araştırma gösteriyor ki, durum böyle değil. 'Avrupa kimliği nedir?' deyince, akla gelen ilk iki öğe demokrasi ve ekonomi.

Avrupalıların Türkiye algısını incelemek üzere gerçekleştirilen "Avrupalıların Müstakbel bir AB üyesi olarak Türkiye'ye Bakışları ve Türkiye'nin Avrupalılaşma Sorunları" başlıklı araştırma, bugüne kadar bu konuda yapılmış en kapsamlı ve detaylı araştırmalardan biri. Fransa, Almanya, İngiltere, İspanya ve Polonya'da toplam 5 bin kişi ile konuşularak gerçekleştirilen araştırmayı ve sonuçlarını, proje koordinatörü ve Boğaziçin Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz ntvmsnbc'ye değerlendirdi.

Araştırmaya göre Avrupalılar kendilerini ve yeni alınacak üyeleri değerlendirirken, demokrasi ve ekonomiyi temel kriter olarak alıyorlar. Ancak iş Türkiye'ye geldiğinde kriterler değişiyor ve demokrasi ile ekonominin yerini kültür alıyor. Ayrıca Avrupalı gençler yaşlılara oranla Türkiye'ye daha olumlu bakıyor.

 

TÜRKİYE SÖZ KONUSU OLUNCA KÜLTÜR ÖNE ÇIKIYOR
Prof. Dr. Hakan Yılmaz Avrupa’nın hep söylendiği gibi maddiyatı aşmış bir kültüre kavuştuğu yargısının geçerli olmadığını şu şekilde açıklıyor:

Devamını oku...

Miliband mülakatı

Sedat Ergin
İNGİLTERE Dışişleri Bakanı David Miliband, Ankara’daki görüşmelerine başlamadan önce Hürriyet’e verdiği özel mülakatta, Türkiye’nin bölgesel rolünden İran’ın nükleer niyetlerine, Kıbrıs sorunundan Kürt açılımına kadar geniş bir gündeme yayılan her konuda açıklamalarda bulundu.

Miliband, açıklamaları sırasında bir soru üzerine de Avrupa Birliği’nin son İlerleme Raporu’nda basın özgürlüğü konusunda Türkiye’ye getirilen eleştiriler konusunda “Basın özgürlüğü Avrupa yaşam tarzının çok önemli bir parçasıdır” diye konuştu.

Devamını oku...

Bahadır Kaleağası Röportajı (TÜSİAD Brüksel Temsilcisi)

 Sitemizin Brüksel Temsilcisi Nur Çetinoğlu'nun Brükselde TÜSİAD Brüksel Temsilcisi Bahadır Kaleağası'yla yapmış olduğu röportaj:

Türkiye’nin Avrupalılığı konusundaki önyargılar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkiler, “Türkiye Avrupa’da mı?” ya da “Türkiye Avrupalı mı?” sorularına sık sık maruz kalır. Türkiye’nin kimlik sorgusu yaşanır. Bu durum geçmişte Osmanlı İmparatorluğu için de geçerliydi, şimdi ise AB kapısındaki Türkiye için geçerli. Türkiye’nin Avrupalılığı hakkındaki önyargılarını aslında en iyi Nicholas Sarkozy’nin sözleri özetliyor. Türkiye’nin Avrupalı olmadığı konusunda birçok gerekçe öne sürülüyor. Ama bunlar arasında özellikle iki tanesi öne çıkıyor: din ve coğrafya. Örneğin coğrafyaya bakıp,  “Türkiye’nin % 95'i Asya’da, yalnızca Trakya yetmez” savı sık duyulur. Oysa ki eğer kıstas coğrafya ise Kıbrıs nasıl AB üyesi oldu? Şam’a yaklaşık 100 kilometre, Atina’ya 800 kilometre uzaktaki, Ankara ile aynı meridyendeki bir adadan bahsediyoruz. Euro banknotlarının üzerindeki haritaya bile tasarım zorluğu nedeniyle sığamayacak kadar doğudaki bir AB üyesi. AB’nin atası olan Avrupa Toplulukları’nın 1950’lerde kurulduğu dönemde Cezayir bir Fransız vilayetiydi. Dolayısıyla, AB’nin kurucusu bir ülkenin topraklarının yarıdan fazlası Afrika’daydı. Bu tarz önyargılara karşılık yine AB içinden Türkiye lehine birçok gerçek vurgulanmakta. Türkiye’nin 1954’den beri NATO üyesi ve 1996’dan beri AB ile gümrük birliği içinde olması; Başta Avrupa Konseyi olmak üzere tüm Avrupalı kurumların üyesi olması; özel sektör, sendikalar, serbest meslek grupları, öğrenciler, akademik kurumlar, bilimsel örgütler, Euraka, Erasmus, Leonardo, Socrates, Businness Europe, Eurochambers, ETUC, Eurocontrol, Eurovision, UEFA …  “Bu üyeliklerde Türkler bir kimlik sorunu yaşamıyorsa ve de AB ile artık mevzuatların tam uyumu aşamasına gelebildiyse, Avrupalılık tartışması soyut kalır” şeklinde düşünceler de mevcut. Ayrıca din konusu önyargıların yoğunlaştığı bir diğer alan. Bu konuda söylemek gerekir ki laik demokrasi Türkiye’de herhangi bir şekilde güçleneceğine zayıflarsa, AB üyeliği süreci zaten çöker. Türkiye bir felaket girdabına düşerken, AB için de çok önemli bir sorun kaynağı olur. Aksi takdirde, başarılı bir laik demokrasiye sahip ve de AB’ye üyelik koşullarını yerine getirmiş bir Türkiye’nin karşısına din gerekçesini çıkartacak bir AB, küresel güç olma yolunda iddiasını kaybetmiş, çökmekte olan bir uygarlık olma yoluna da girmiş demektir.

Devamını oku...

Kürşat Tüzmen Röportajı

Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen'in, Merve Seren'e Ankara'da verdiği bilgilendirici röportajı, Sanayi ve Ticaret Politikalarına uyum konusunun tartışıldığı bir dönemde okurlarımıza sunuyoruz.

Seren: Türkiye’nin dış ticaret politikalarının Avrupa dış ticaret politikalarıyla paralelleştirilmesi söz konusu olacak mıdır? Bu bağlamda, Türkiye’nin öncelikli stratejisi nedir? 

Tüzmen: Türkiye’nin 1 Ocak 1996’da katıldığı Gümrük Birliği, pazarların bütünleşmesi anlamına gelen taraflar arasında malların serbest dolaşımı esasına dayanan ve bu çerçevede taraflarca üçüncü ülkelere karşı ortak ticaret politikası tedbirlerinin uygulanmasını gerektiren bir ekonomik entegrasyondur. Bu çerçevede, Gümrük Birliği’ne geçiş ile birlikte, sanayi ürünleri ticaretinde AB ile aramızdaki gümrük vergileri sıfırlanmış ve Türkiye üçüncü ülkelere karşı Ortak Gümrük Tarifesi uygulamaya başlamıştır.

Devamını oku...

Uğur Özgöker Röportajı

Gökçe Ahi’nin, Kadir Has Üniversitesi AB Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Uğur Özgöker ile AB ve Türkiye ilişkileri, son kitabı ““Uluslararası Siyasi, Askeri ve Ekonomik Örgütler” ve Avrupa Koleji (The College of Europe) üzerine yaptığı röportaj.

G.AHİ: Hala AB’yi coğrafi, kültürel veya dini bir proje olarak düşünen üye ülkelerin varlığını biliyoruz.  Bu şekilde tanımlandığında AB yapısına uymayan Türkiye, bu anlayışı nasıl kırılabilir?

U. ÖZGÖKER: Avrupa’nın tanımı sorunu, tarihi geçmişi olan bir tartışmadır. Tarih boyunca kendini ötekine göre tanımlayan Avrupalı, örneğin; “Türk, Müslüman olmayanım” diyor. Coğrafi yönden bakarsak; Avrupa’nın coğrafi bir sınırı yoktur. Asya ile Avrupa zaten birleşiktir ve Avrasya denmiştir. Türkiye’nin coğrafi olarak Avrupa’nın çok küçük bir bölümünde yer aldığını iddia edenler,  bu tanıma göre Avrupa’da hiç toprağı bulunmayan Kıbrıs’a bakmalıdırlar. Avrupa uzun yıllar kültürel birlik olarak tanımlanmak istemiştir. Fakat AB’nin temel kurucu belgesi, Roma Antlaşmasına göre Avrupa farklılıkları bünyesinde barındırdığı sürece zenginleşecektir. AB, ortak politikalar üzerine kuruludur fakat ortak kültür politikası yoktur. Aksine AB kültür çeşitliliğine dayanır. Halen üye ülkelerde çok kültürlülüğü teşvik eden, bölgesel ve kültürel kimlikleri geliştirmeye yönelik çalışmalar yapılmaktadır. İktisadi ve siyasi politikalarX ortaktır, kültürel politikalarda ise çeşitlilik esastır. Dolayısıyla kültür farklılığını gerekçe göstererek Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne ait görmeyenler AB’nin kuruluş esaslarına ve anayasasına aykırı davranmış olurlar.

Devamını oku...

Mehmet Altan Röportajı

Mehmet Altan'ın Ankara'da Merve Serene verdiği röportaj

Seren: Kıbrıs sorununun çözümüne alternatif olarak gündeme gelen “B ve C Planları” hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Altan: AB, Türkiye’ye siyaseten verdiği sözü tutmuyor. Annan Planı’na KKTC halkı onay verdi. Buna karşılık AB’nin yetkili unsurları da bize doğrudan ticaret için söz verdiler. Bu konuda çok ısrarcı olmamız lazım ama ısrarcı olurken de dikkat etmemiz gereken hususlar var. Mesela limanlar ve havaalanları konusunda hukuken çok kuvvetli değiliz. Ne yazık ki çok haklı olduğumuz bir noktayı çok güçlü olmadığımız başka bir şeye bağladığımız için bize zor geliyor. Zaten limanlar 1998 yılına kadar açıktı. Ben olsam havaalanları ile ilgili verdiğim sözü tutar ama AB’nin de siyaseten verdiği sözleri yerine getirmesi için olağanüstü bir baskı uygulardım. Zannediyorum ki hükümet siyasal milliyetçilikten ürkerek böyle gereksiz bir tavrın içine girdi. Bu tavrın taktik ve stratejik açıdan doğru olduğuna inanmıyorum. Zaten şu anda Türkiye’nin müzakere sürecini zora soktuğu malum.Kısacası, AB’nin doğrudan yardımları başlatması, verdiği sözün arkasında durması için çok büyük bir enerji ile yaptırım uygulamamız gerekiyor. Akıllıca düşünerek güçlü olduğumuz bir konuda hareket etmek lazım. Gereksiz yere kendi pozisyonumuzu, müzakere sürecimizi zorlaştırıyoruz. Doğal olarak da güçsüz olduğumuz alanlarda sesimizi fazla çıkartamıyoruz.  Yalnız şunu da göz ardı etmemiz gerekir; KKTC artık bakanlar düzeyinde kabul ediliyor, İngiltere Dışişleri Bakanı  bile ziyarete geldi, kişi başına düşen milli gelir 5 bin dolardan 10 bin dolara çıktı vs.  

Devamını oku...

BOSTJAN ZAGORAC RÖPORTAJI

Merve Seren'in artan avrupa şüpheciliği üzerine Slovenya Eyalet Milletvekili Bostjan Zagorac ile yaptığı röportaj.

M.SEREN: Bildiğimiz üzere Slovenya Avrupa Birliğine üye olan en son 10 ülkeye içinde en iyi büyümeyi sağladı. Bu başarının ardındaki sır nedir? Katılım öncesi süreçte var olan ekonomik destek diyebilir miyiz?
B.ZAGORAC: Bu bizim partideki sırrımızdır...(gülerek) Hayır, Slovenya’yı diğer ülkelerden farklı kılan ekonomik potansiyelidir. AB’ye girmeden önce, eski Yugoslav ülkelerinde en iyi ekonomiye sahip olan Slovenya idi. Aynı zamanda Avusturya, Almanya, Fransa’da iyi bir pazarımız vardı. Biz Yugoslavya’nın dağılışından beri AB’yle iyi ekonomik ilişkiler içindeyiz bu da 10 yeni üye arasında en başarılı gelişmeyi sağlamamızın nedenidir. Slovenya hükümeti ile AB arasındaki yasal prosedür ise altı çizilmesi gereken bir unsurdur. Biz hiçbir şey için istekte bulunmadık. Sadece bize söylenenleri yerine getirdik. Bu hususta,’’Yasamanın rolü nedir ya da yasama ne demektir?’’ sorusu sorulmalıdır. AB, bize ne yapmamız gerektiğini söyledi. Biz bir an için olsun hükümete dahi sormadık. Şu anda sadece hükümetten bahsediyorum. Hükümet insanlara fikriniz nedir diye sormadı. Onlar sadece AB ne diyorsa onu yaptılar.

Devamını oku...

Avrupadaki Turkler

 Merve Seren'in Güney Hollanda Eyalet Milletvekili Resül Özdemir'le yaptığı röportaj, yurtdışındaki Türklerle ilgili dosyamızın ilk ayağı.

 M. Seren: 3 Ekim sonrası Türkiye- Avrupa Birliği ilişkilerini kısaca değerlendirir misiniz?
R. Özdemir: Gerçekten tarihi bir başlangıç. Bugüne kadar gerçekleştirilemeyen aşamalar kaydedildi ve en sonunda beklediğimiz istediğimiz noktaya gelindi. Fakat bu uzun bir yol olacaktır. Türkiye’nin halen yapması gereken çok önemli ve güzel şeyler var. Bunu kendi insanları için yapması lazım. Yani AB’ye giriyorum ya da girmiyorum düşüncesiyle yaparsanız başarılı olmazsınız. Özellikle insanlarınızı mutlu edeceksiniz ki başarılı olabilesiniz. Böylelikle, o insanlar size katkı sağlasınlar, başarılı olmanız için çalışsınlar. Ancak bazı yasaların değişmesi lazım; insan hakları ve yerleşim konularında büyük değişimler gerekmektedir. Bu da uzun bir süreç olacaktır.

Devamını oku...

Muhalefet ve Avrupa: Erkan Mumcu Röportajı

Merve Seren'in yaptığı, muhalefet partilerinin AB-Türkiye eksenindeki görüşlerini aldığımız serinin ilk röportajı; Anavatan Partisinden Erkan Mumcu.

Türkiye’nin AB üyeliği müzakere sürecinde uyguladığı siyasi ve mali politikaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Her iki taraf için hatalı ya da eksik gördüğünüz yanlar nelerdir?

 

Öncelikle şunu unutmamak gerekir ki, Avrupa Birliği projesi, Türkiye’nin, Türk insanının 100 yıllık çağdaşlaşma hedefinin bir sonucu olarak, gündemine aldığı, adeta rüyasını gördüğü bir projedir. Avrupa Birliğine tam üyelik Türkiye’nin 40 yıldır hayata geçirmeye çalıştığı, Türkiye’nin hemen tüm halkı ile birlikte hedef edindiği en önemli projedir. Bu anlamda; AB ve AB’ye tam üyelik, bizim de Anavatan Partisi’nin de temel hedefidir. Avrupa Birliği’ne tam üyelik başvurusunu yapmış bir partinin şu anki genel başkanı olarak; rahmetli kurucu genel başkanımız Turgut Özal’ın izinden gideceğimiz ve bu projenin  sağlıklı, Türk insanının onurunu, gururunu zedelemeden hayata geçmesi için her türlü çaba ve destek içinde olacağımız aşikardır.

Devamını oku...

Üye Alanı



Anketler

Türkiye Avrupa Birliği'ne Tam Üye olur mu ?

 

 

 


  Neticeler

E-Mail Bülteni