1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Diğer

AB’nin Aralık 2009 Kararları Türkiye-AB Müzakere Sürecini Nasıl Etkiledi?

TEPAV (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı  Değerlendirme Notu

Aralık 2009

 

AB’nin Aralık 2009 Kararları Türkiye-AB Müzakere Sürecini Nasıl Etkiledi?

2006 yılından beri heyecanla beklenen ve Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinde, özellikle müzakere sürecinde, olumsuz bir dönüm noktası olacağı değerlendirmeleri yapılan AB Genel İşleri Konseyi (Dışişleri Bakanları) toplantısı 7-8 Aralık 2009 tarihlerinde sessiz sedasız yapıldı. Ancak toplantı ne Türkiye’de ne de 10-11 Aralık 2009 tarihlerinde yapılan AB liderler zirvesinde yankı buldu. Bu duruma yol açan önemli etkenlerden biri Türkiye’nin toplantının olduğu haftadaki gündeminin arka arkaya gelen önemli ve üzücü olaylarla dolu olması. Söz konu etken bir yana bırakılırsa, AB Konseyi toplantısının neden Türkiye’de ve AB zirvesinde yankı yapmadığı konusunda aşağıdaki  eğerlendirmeler yapılabilir.

7-8 Aralık 2009 ‘da yapılan AB Dışişleri Bakanları toplantısının sonuçlarının Türkiye açısından değerlendirmesini yapabilmek için öncelikle “Kıbrıs Sorunu”nun Türkiye-AB ilişkilerine nasıl yansıdığına bir bakılması gerekir. Kıbrıs sorunu Türkiye-AB ilişkilerini, özellikle Güney Kıbrıs’ın “aday ülke” statüsü kazandığı 1995 yılından itibaren etkilemeye başlamıştır. Etki Türkiye’nin 1999’da başlayan adaylık süreci ile iyice artmıştır. Taraflar arasında 2005 yılında başlayan katılım müzakerelerine ise bu sorun “teknik bir kisve” altında, “Türkiye’nin gümrük birliğini tüm yeni ülkelere genişleten ek protokolü imzalamasına rağmen onaylamamasının veya diğer bir deyişle Türkiye’nin hava ve deniz limanlarının Güney Kıbrıs’a kapalı olmasının yarattığı olumsuzluklar” şeklinde yansıtılmıştır.

Devamını oku...

Batı cephesinde yeni bir şey yok

Aslı Toksabay Esen

Dış Politika Analisti

TEPAV Değerlendirme Notu

Aralık 2009

 

Batı cephesinde yeni bir şey yok

AB’nin başında yeni yüzler, Türkiye için çıkarımlar

Avrupa Birliği kurumlarının, yapı ve işleyişinin iyileştirilmesi için ihtiyaç duyulan reformları hayata geçirmeyi hedefleyen Lizbon Antlaşması 1 Aralık 2009 tarihinde yürürlüğe girdi. TEPAV tarafından elinizdeki metinle eşzamanlı olarak yayımlanan diğer bir not, söz konusu Antlaşma, getirdiği değişiklikler ve Birlik’in geleceğine olası etkilerini ayrıntılı biçimde ele alıyor 1.  Ölü doğan AB Anayasası’nın belirli öğelerini kurtarma girişimi olarak ortaya çıkan Antlaşma’nın en önemli getirilerinden biri yarattığı iki yeni makam: Avrupa Konseyi başkanlığı ve AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği; yani bir nevi

AB dışişleri bakanlığı. Lizbon Antlaşması’nın Türkiye ve Türkiye’nin AB üyeliği açısından anlamı, muhtemelen Antlaşma’da yer alan kurumsal ve resmi değişikliklerin ötesine geçecek. Bu bağlamda, Antlaşma’nın yarattığı yeni makamlar ve bu makamlara getirilecek kişiler ve bunun yanında yeni Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesinin kimliklerini ele almakta yarar var.

Lizbon Antlaşması’nın üye devletlerde onaylanmasının ardından başlayan siyasi süreçte, yeni makamları dolduracak isimlerin belirlenmesi için Birlik haftalarca süren bir çekişme dönemi yaşadı. Antlaşma yeni makamlar için net bir görev tanımı yapmadığından ve üye devletlerin bu konuda görüş birliği söz konusu olmadığından, müzakereler Avrupa standartlarına göre bile bir hayli çetrefilli geçti. Tartışmalar bir yandan üye ülkelerin AB ve AB kimliğini nasıl algıladığını gösterdi; öte yandan da şaşırtıcı sonuçlar üretti:

Devamını oku...

AB TROYKASI-TÜRKİYE TOPLANTISINDA GİZLİ “KIBRIS” GÜNDEMİ VE KKTC’NİN 26. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ

 

Her sene 15 Kasım yaklaşırken acaba bu sene KKTC’ nin kuruluşunun son Cumhuriyet Balosuna mı katılıyoruz diye endişe etmekteyiz. İstanbul’da yaşayan Kıbrıs’ lı Türkler olarak 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekatı’ nın yıldönümünde; yöneticisi olduğum ve Babamın yeğeninin de dahil olduğu küçük bir grup İstanbul’da yaşayan Kıbrıslı Türk öğrenci tarafından 1946 yılında İstanbul’da kurulan ve 2 sene sonra merkezini Ankara’ya taşıyan KIBRIS TÜRK KÜLTÜR DERNEĞİ İstanbul Şubesinin organizasyonu ile  bilimsel toplantı ve resepsiyonla “Zafer Bayramımızı” kutlamaktayız. Kıbrıs Türk Federe Devletinin 15 Kasım 1983’ te bağımsızlığını ilan ederek özgür ve egemen bir devlet olmasının yıldönümü de KKTC İstanbul Başkonsolosluğu tarafından da her sene sergi, toplantı ve resepsiyonla “Cumhuriyet Bayramı” olarak kutlanmaktadır.

Devamını oku...

ABİS taslak belgesi hakkındaki Vakfımız Görüşleri

30.10.2009

 ABİS Taslağı ile ilgili çalışmalara yardımcı olmak amacıyla Vakfımız görüşleri aşağıda sayın katılımcıların bilgilerine sunulmuştur.

GİRİŞ

Birkaç yıldır Türkiye-AB ilişkilerinde, tam üyelik müzakerelerine başlamış bir ülke için doğal sayılamayacak, bir durgunluk yaşandığı bilinmektedir.

Diğer nedenlerin yanı sıra, ön yargıların ve bilgi eksikliğinin de bu durgunlukta önemli bir etken olduğu kuşkusuzdur.

Bu çerçevede, TÜRKİYE AVRUPA VAKFI, ABGS Sivil Toplum, İletişim ve Kültür Başkanlığının kuruluşunu önemli bir ihtiyacın karşılanması için önemli bir adım olarak değerlendirmekte, Başkanlığın görevinde başarılı olmasını içten dilemektedir. Başkanlığın AB İLETİŞİM STRATEJİSİ oluşturma girişimlerini memnunluk ve umutla karşılamakta ve desteklemekteyiz.

Memnunluk ve umudumuzun temelinde, daha önce çeşitli vesilelerle açıkladığımız ve kendi aramızda da yapılmasının çok yararlı olacağını düşündüğümüz ve tartıştığımız birçok konunun ve görüşün ABİS taslağında yer alması ve tüm bu konuların ve olası etkinliklerin bütüncül bir yaklaşımla ele alınarak, çok gerekli gördüğümüz koordinasyon sorununa vurgu yapılması yatmaktadır.

Devamını oku...

Sürdürülebilir Basit Yaşam

SÜRDÜRÜLEBİLİR -BASİT YAŞAM-

Nilgün Nart

Dünyayı saran ekonomik, sosyal ve ekolojik krizin son elli yılda biriktirilmiş sorunları, tüm dünya gezegenini etkisi altına alarak, insanları, Küresel İklim değişikliği -olgusu- ile yüz yüze getirmiştir.

Son elli yılda gerçekleşen Sanayi Devriminin; ürettiği sosyal-ahlaksal değerler ve felsefeler neticesinde dünya globalleşme adı altında büyük, yoksul ve cahil bir köy haline getirilmiştir.

Her geçen günle birlikte etkilerini daha çok hissettiğimiz ve artık içinde bulunduğumuz küresel iklim değişikliğinin, ülkesel ve küresel bazda getireceği sorunlar veya -dönüşeceği hal- bilim adamlarınca da ekolojik sistemin karmaşık dinamiği  ve çok boyutlu yapısı nedeniyle tam olarak tespit edilememektedir. Eldeki verilerle, küresel iklim değişikliğinin gelecek sanal projeksiyonları ve betimlemesi yapılabilmektedir. Küresel bazdaki anormal ısı artışları, sel felaketleri, yağış miktarlarındaki değişimler, bölgesel ürün yetersizlikleri, susuzluk ve çölleşme, buzulların erimesi, ormanların kaybı, türlerin yok olması, besin zincirlerinin kırılması v.s şeklinde verilerle-deneyimlerle, küresel iklim değişikliği hayatımıza girmiş durumdadır.

İklimlerin değişmesinin, insanlık medeniyetinin devamını sağlayan tarım, enerji, yerleşik hayat, içme suları gibi kaynakları etkileyerek, açlığa, sefalete, kargaşaya ve savaşa neden olacağı tahmin edilmektedir. Teknolojik hayata bağımlılıklarından dolayı, medeniyetin en gelişkin olduğu yerler, deniz kenarında kurulan yerleşim yerleri ve nüfusu yoğun olan bölgeler sosyo-ekonomik, jeolojik olarak kısacası hayati derecede, küresel iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek yerler olacaktır.  

Devamını oku...

AVRUPA BİRLİĞİ'NİN KENDİ ÜNİVERSİTESİ "BRUGES AVRUPA KOLEJİ"

Avrupa Koleji, Avrupa Birliği’nin kendi üniversitesidir. Avrupa Birliği’nin  kuruluşundan10 yıl önce Avrupa Konseyi ile birlikte 1949 yılında Avrupa ‘daki ilk ticarerin başladığı şehirlerden biri olan ve ilk borsa’nın kurulduğu Bruges ( Brüj okunur ) ( Brugge Flamanca ) şehrinde kurulmuştur. Avrupa Koleji, 1958’de bugünkü AB’nin temeli olan Avrupa Ekonomik Topluluğu  ( AET ) kurulduktan sonra Avrupa Birliği’nin resmi üniversitesi haline gelmiştir. Bu üniversitede lisans düzeyinde eğitim yapılmamakta, Türkiye ‘deki Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’ne ( TODAİE ) benzer şekilde yüksek lisans eğitimi verilmektedir. Ayrıca bu lisansüstü eğitimin yanısıra kısa, orta ve uzun vadeli sertifikalı eğitimler  verilmektedir.  Nitekim bu kapsamda Kadir Has Üniversitesi olarak Türkiye Avrupa Vakfı’nın işbirliği ile gelecek ay Avrupa Koleji Türkiye temsilcisi olarak üniversitemizde Avrupa Koleji ile birlikte ‘’Avrupa Birliği Telekomünikasyon Politikası ve Medya ‘’  başlıklı bir eğitim programı düzenliyoruz.

Devamını oku...

2010 Avrupa Kültür Başkenti ve AB Fener-Balat projelerindeki hatalar

Yazar: Yard. Doç. Dr. UĞUR ÖZGÖKER

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi ve AB Fener-Balat Projesindeki Benzer Hatalar

Bir sene önce büyük ümitlerle özel kanunla kurulup, başta kamunun kaynakları, AB fonları, İstanbulluların başta benzin olmak üzere zaruri tüketim kalemlerine ektradan ödedikleri vergiler, Borusan-Enka-Kadir Has Vakfı gibi vakıfların büyük miktarda bağışlarıyla kurulan ve İSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ kapsamındaki faaliyetlerin koordinasyonundan sorumlu ve 2011 Temmuzunda lağvedilecek olan İSTANBUL 2010 AJANSI'nın da akıbetinin de maalesef 1997'de AB'nin talihsiz Lüksemburg Zirvesi’nden sonra başlatılan ve AB Fonları ile desteklenen ilk ve tek proje olan FENER-BALAT Projesi'ne benzeyeceğinin işaretleri açıkça görülmektedir.

Devamını oku...

Medeniyetler İttifakı Forumu ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti

MEDENİYETLER İTTİFAKI FORUMU ve İSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ

 

11 Eylül 2001’ de El Kaide grubunun New York’taki ikiz kulelere saldırısı ile doruk noktasına çıkan batıdaki islam fobisi ve düşmanlığını bertaraf etmek, Hıristiyanlık-Müslümanlık ve Yahudiliği barıştırarak bir arada yaşama kültürünü yerleştirmek, kültürel ve dini  farklılıkların bir zenginlik kaynağı olduğunu Dünya milletlerine göstermek için Birleşmiş Milletler Teşkilatına ( BM ) bağlı “Medeniyetler İttifakı Forumu” bizzat BM Genel Sekreteri tarafından oluşturulmuştu.

Devamını oku...

AB GÜVENLİK VE SAVUNMA POLİTİKASI KAPSAMINDA YENİ BİR SOĞUK SAVAŞIN BAŞLAMASININ VE CENTO’NUN YENİDEN KURULMASI GEREKLİLİĞİNİN YERİ VE ÖNEMİ

 

Son 2 yıl içerisinde Dünya’nın en önemli hammadde kaynakları olan “petrol” ve “doğalgaz” fiyatlarının tarihin en büyük rekorlarını kırması, keza zırai mamüllerin uluslararası ticaretteki mübadele değerinin 2. Dünya Savaşında bile görülmemiş bir şekilde artması sonucunda Dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip ve uçsuz bucaksız tarım arazileri ve büyük plantasyonlara sahip Rusya Federasyonu’nun elinde yakın zamanda büyük miktarda servet birikmesine neden olmuştur.

Devamını oku...

College of Europe'un (Avrupa Koleji) Türkiye Ziyareti

 

 Natolin Kampüsü’nün geçen hafta gerçekleşen 3. ziyaretinin konusu “EU and TURKEY: Understanding Each Other” (AB – Türkiye: Diğerini Anlamak) idi. Bir hafta süren konferanslar dizisinde; özellikle Avrupa Koleji’ nin Bruges ve Natolin kampüslerinin kıdemli Profesörü Erwan LANNON’ un de altını çizerek belirttiği gibi ilk defa olarak Türkiyesiz bir AB’nin küresel bir güç olamayacağının altı çizildi ve Türkiye’nin AB’ye imtiyazlı ortaklık, komşuluk ilişkileri v.b. gibi başka formüller altında değil tam üyelik bağıyla bağlanmasının AB için hayati bir zorunluluk olduğu çok net bir şekilde belirtildi.

Devamını oku...

Üye Alanı



Anketler

Türkiye Avrupa Birliği'ne Tam Üye olur mu ?

 

 

 


  Neticeler

E-Mail Bülteni