1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>


Rauf Denktaş

PDF Yazdır E-posta

Mesleği avukatlık olan Denktaş, Kıbrıs’ın 1960 yılında İngiltere’den bağımsızlığıyla sona eren dönemde İngiliz iktidarına karşı Türk direnişinde epey etkili bir isimdi. Denktaş, 1973 yılında Kıbrıslı Türklerin liderliğini Fazıl Küçük’ten devraldı. O dönemde iki toplumlu Cumhuriyet, Kıbrıslı Rumlar tarafından etkili bir şekilde yok edilmişti, Kıbrıslı Türkler de fiili bir askerî kuşatma altında birden çok yerleşim bölgesinde yaşıyordu.
Türkiye’nin 1974 Temmuzunda Kıbrıs’ı, Ada’daki Türk toplumunu korumak amacıyla Ada’ya çıkmasının ardından Denktaş, o dönemki adıyla Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin Cumhurbaşkanı oldu. KKTC 1983 yılında tek taraflı olarak ilan edildiği zaman da bu devletin ilk Cumhurbaşkanı oldu.

Birbirini izleyen seçimlerle göreve gelen ve bazı çevrelerce Ada’nın birleşmesi umutlarına engel olarak görülen Denktaş, yalnızca Türkiye tarafından tanınan KKTC’nin Cumhurbaşkanlığı vazifesini 2005 yılına dek yürüttü. Halkının hepsi tarafından olmasa da çoğunluğu tarafından hayranlık duyulan Denktaş, Kıbrıs sorununa çözüm için ara buluculuk yapmaya çalışan birçok kuşaktan uluslararası liderleri de umutsuzluğa düşürdü.

Cumhurbaşkanlığının son beş yıllık döneminde, Türkiye’nin ve Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne girme arzusu, Denktaş’ın üzerinde birleşme konusunda artan bir baskı yarattı. Bu, 2002 yılında Kıbrıslı Türklerin geniş kitleler hâlinde Ada’nın yeniden birleşmesini talep eden gösterileriyle iyice su yüzüne çıktı. 2003 Aralığında Denktaş’ın partisi, milletvekili seçimlerinde hatırı sayılır bir oy kaybına uğradı.

2004 Nisanında BM’nin desteklediği, Denktaş’ın ve Papadopulos’un ise karşı çıktığı yeniden birleşme planı, Ada’nın hem kuzeyinde hem de güneyinde eş zamanlı referandumla oylamaya açıldı. Yüzde 65’i aşan bir çoğunlukla Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edilen planı Kıbrıslı Rumların çoğunluğu reddetti. Kıbrıs Cumhuriyeti 2004 Mayısında , “meşru olmayan” kuzey komşusunu dışlayarak AB’ye girdi.

Rauf Raif Denktaş 1924 yılında Pafos’ta doğdu. Kıbrıslı Türk yargıç Raif Mehmet Bey’in oğluydu. Babası 1934 yılında Türk Parlamentosunda Soyadı Kanunu çıkınca eşit ağırlıklı adalet terazisi anlamına gelen Denktaş soyadını aldı.

Denktaş, altı yaşındayken İstanbul’a gitti ve Feyziati yatılı okuluna kaydı yapıldı. Ancak bir yıl içinde Kıbrıs sterlini Türk lirasına karşı değer kaybetti ve babası onu Kıbrıs’a geri getirdi. Denktaş, Lefkoşa’da İngiliz Okulunda eğitim gördü. Daha sonra bir yıl boyunca Gazimagosa mahkemesinde çevirmen, akabinde de mezun olduğu İngiliz Okulunda öğretmen olarak çalıştı.

Lefkoşa’da geçen sonraki yıllarında Kıbrıslı Rumlarla iyi anlaştı, bunlardan biri olan Indiyanos adında bir avukat, kendisine 500 sterlin borç vererek kendi avukatlık bürosunu açmasını sağladı. Bir başka saygın rakibi, genç avukat, daha sonra Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dördüncü Cumhurbaşkanı olan Klerides idi. Siyasi farklılıkları insan olarak birbirleriyle dostluklarını ve birbirlerine duydukları saygıyı etkilemedi. Bu Denktaş’ın özümsemek zorunda kaldığı bir çeşit hoşnutsuzluktu ve daha sonra şu sözleri sarf edecekti: “Klerides’in amacının Kıbrıslı Türkleri bir Rum yahut Kıbrıslı Rum Devleti’nde bir ‘korunmuş azınlığa’ indirgemek olduğu çok açık.”

Denktaş çok geçmeden İngiliz yetkililerinin dikkatini çekti ve 1949 yılında Birleşik Krallık Savcısı olarak atandı. Denktaş idam cezasına o zaman pek popüler olmayan karşıtlığıyla tanındı.

1948 yılında Denktaş, Kıbrıs’ta bir özerklik arayışı içinde, Danışma Kurulu ve Türk İşleri Komisyonu üyesi oldu. Daha sonra Kıbrıslı Türklerin insan hakları savunucusu, 1960 yılındaki bağımsızlıkla birlikte Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı olan Fazıl Küçük, Denktaş’ın hamisi oldu.

Denktaş’ın Rumlara karşı tutumu, Küçük’e göre çok daha katıydı ve iki taraf arasında 1958 yılında çıkan isyanlarda bir rol oynadığı düşünülüyordu. Denktaş’ın var oluşunun merkezinde, Rumların, bir fırsatını bulsalar Türk nüfusunu Kıbrıs’tan atmaya çalışacakları inancı yatıyordu.

Kıbrıs’ın İngiltere’den bağımsızlığı planları 1959 yılında tartışıldığı sıralarda Denktaş, Küçük’ün yardımcısı olarak bütün anayasal konferanslara katıldı. Bundan önce, 1955 yılında, Türk ulusal örgütü "Volkan"ın kurucuları arasında yer aldı. Bu örgüt, Kıbrıslı Rum EOKA terör örgütüne karşı kurulmuştu. Ancak 1957 yılı itibarıyla Denktaş, daha disiplinli bir direniş hareketinin hayati önem taşıdığını fark etti. Daha militan bir grup olan Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) amacına ulaştı ancak EOKA ile birlikte İngilizler tarafından yasaklandı. Bu örgütün kurulması Denktaş’ın Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı seçildiği döneme denk geldiği için birçok kişi TMT’nin Denktaş’ın himayesinde olduğunu sandı.

Kıbrıs 1960 yılında İngiltere’den bağımsızlığını ilan etti, Başpiskopos Makaryos Cumhurbaşkanı, Küçük ise onun yardımcısı oldu. Anayasa, Kıbrıslı Türklerle Rumlar arasında iktidar paylaşımını sağladı ancak toplumlararası anlaşmazlıklar başlangıçtan itibaren hep söz konusu oldu.

Küçük, 1963 Ocağında Türkiye’ye resmî bir ziyarette bulundu ve Denktaş’ı da yanında götürdü. Denktaş’ın Kıbrıslı Rumların 1960 anlaşmasını bozmaya hazırlandığı ve Türkiye’nin garantör devlet olarak böyle bir süreci durdurma sorumluluğu bulunduğuna dair iddiaları, Türk kabinesinde büyük şaşkınlık yarattı.

Bu sırada Denktaş, iddiaya göre 1963 çalkantısına karıştığı için Kıbrıs’tan sürüldü, Türkiye’den sığınma talebinde bulundu ve ancak 1968 yılında çıkan bir afla Kıbrıs’a dönebildi. Denktaş, Küçük’ten sonra Kıbrıs lideri oldu ve 1973 yılında da Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcılığı görevine geldi.

Yunan albay cuntasının 1974 yılında Makaryos’u görevden alarak Ada’ya askerî bir lider getirmesinin ardından Denktaş, Türk toplumunun yok edileceği yönündeki endişelerini dile getirerek yine Türkiye’ye başvurdu. Ankara da bunun üzerine kuzeye çıkarma yaptı. Türk ordusu bir ay süren bir harekâtla Kıbrıs’ın yüzde 37’sine egemen oldu. Buralar, o zamandan itibaren ayrı bir Kıbrıslı Türk toprağına, daha sonra da KKTC’ye dönüştü. Denktaş da KKTC Cumhurbaşkanı oldu. Bu yeni devlet, Birleşmiş Milletler tarafından tanınmadı.

2003 yılı seçimlerindeki başarısızlığının ve Türk çoğunluğun 2004 yılındaki referandumda birleşmeden yana olmasının ardından Denktaş, bir daha Cumhurbaşkanlığına adaylığını koymayacağını açıkladı ve 2005 seçimlerinde makamından çekilerek yerini Mehmet Ali Talat’a bıraktı.

Emekliliğinde hayatı boyunca uğraştığı fotoğrafla ilgilenmeye devam eden Denktaş’ın yapıtları ABD, İngiltere, Avustralya, İtalya ve Fransa’nın da içinde bulunduğu birçok ülkede sergilendi. Denktaş aynı zamanda siyaset, hukuk ve Kıbrıs konularında İngilizce ve Türkçe olarak 50’den fazla kitabın yazarıdır. Ayrıca anıları yedi cilt hâlinde yayımlanmıştır.

Denktaş’ın eşi Aydın, iki kızı ve bir oğlu hâlen hayatta. Biri ameliyat sonrasında, diğeri de bir trafik kazasında olmak üzere iki oğlu, kendisi yaşarken ölmüştü.

*** 1983-2005 yılları arasında KKTC Cumhurbaşkanlığı yapan Denktaş, 87 yaşındayken vefat etti.

The Times-16 Ocak 2012Bu içerik 61 kere okunmuştur
 

Üye Alanı



Anketler

Türkiye Avrupa Birliği'ne Tam Üye olur mu ?

 

 

 


  Neticeler

E-Mail Bülteni